Kızılkaya Belediyesi

Beldemiz

Kızılkayanın Tarihi

Bir mahalli adı olarak Kızılkaya’nın varlığı 16.yüzyıldan beri bilinmektedir. Söz konusu asırda Teke Sancağı Bağkonak kazası sınırları içinde olan Kızılkaya, özellikle 1501 yılında patlak veren Şah Kulu isyanı sırasında isyana katılan Kızılkaya Türkmeni şeklinde vasıflandırılmaları nedeniyle tarihin sayfalarına iz bırakmıştır. Şahkulu, Kızılkaya bölgesi köylerinden bir Türkmen sipahi olup Azerbaycan Erdebil şehrinde yaşayan ve Şah İsmail’in dedesine bağlı alevi bir Türkmen ocağındandı. Şah İsmail ortaya çıkınca Teke ve Hamit Sancaklarında yaymak için onu halife adıyla görevlenmiştir.

Bazı tarihçiler onun İstanoz (Korkuteli) Yalımlı köyünden olduğunu belirtilerse de söz konusu tarihlerde İstanoz‘un böyle bir köyünün varlığı gözükmemektedir. Şahkulu faaliyetleri nedeniyle Kızılkaya’da sıkışınca Antalya yakınlarına göç etmiştir. Teke ve Hamit Sancaklarında çok yoğun bir propaganda ile en önemlisi Osmanlı devşirme yöneticilerinin hatalı tutumları sonucunda büyük bir taraftar kitlesi kazanan Şahkulu 1501’de harekete geçmiştir. Sultan ikinci Bayezit, sonuçta bu iki sancaktan çok sayıda Türkmen’i Modon ve Koron adalarına sürgüne gönderdi. Çoğunluğu Balkanlar’a da epey sürgün vuku’u buldu.

1510 senesinde Şahkulu isyanı Teke ve Hamit sancaklarının büyük bir bölümünü harabeye çevirdi. Elmalı, İstanoz, Gölhisar ve Burdur’u yakıp yıkan Şahkulu Kütahya’yı alarak karşısına çıkan Karagöz Paşayı yendi ve paşayı esir edip kazığa vurdurdu. Rumeli’de bulunan Vezir azam hadım Ali Paşa’nın Anadolu’ya geçip üzerine geldiğini duyunca, Antalya civarına çekildi. Alevi bir Türkmen devleti kurmayı amaçlayan Şahkulu, Çubuk Boğazından Bucak’a (O tarihlerde İncir Hanı yolu üstünde olan Çubuk Boğaz’ı İncir derbendi adıyla bilinmektedir) yaptığı çıkış hareketi sonuçsuz kalınca ona katılan Teke ve Hamit Sancağı Türkmenlerinden yirmi bin kadar insanla, Antalya’dan Konya Beyşehir istikametinde yer alan Kızılkaya Boğazından yol bulup, Beyşehir önlerine geldi.

Üstüne gelen Sadrazam Hadım Ali Paşa’yı yendi. Paşa savaşta ölürken kendisi de yaralandı ve bir müddet sonra öldü. İsyancılar Sivas Erzincan yoluyla İran’a geçtiler. Osmanlı Devleti isyandan sonra tekrar yine birçok Türkmen’i Balkanlara sürgüne göndermiştir. İşte bu isyan ve Şah Kulu’nun inanılmaz vahşeti Osmanlı Tarihçilerince unutulmamış, çok zaman sonraları bile isyancılar “Kızılkaya Türkmeni“ olarak anılmışlardır. Ünlü seyyahımız Evliya Çelebi 1650 yılına doğru bölgeye Antalya üzerinden, Susuz Köyüne kadar gelmiş ve bura halkının tamamının Müslüman olduğunu açıklamıştır.

Kızılkaya,1814 tarihinden öncesi Teke Sancağının bir kazası olarak idari bir merkez olmuştur. Kaza merkezi son dönemlerde Bademağacı Köyü’dür. Yöre Cumhuriyet döneminde Antalya ‘ya bağlı Kızılkaya Nahiyesi olarak geçerken 1926 yılında Pazaravdanı Köyü (Adı bilindiği üzere Kızılkaya olmuştur) nahiye merkezi yapılıp çevre köyleriyle Bucak ilçesine bağlanmıştır. Eski Kızılkaya’nın bir bölümü de Antalya merkez ilçesine dahil edilmiştir. Pazaravdan’ın hemen yakının da yer alan Ürkütlü, Keçili, Anbahan ve Yüreğil gibi köyler bir ara Kızılkaya kazasına dahil olsalar da tekrar Ağlasun Nahiyesine ilhak edilmişlerdir. Hatta Anbahan ve Yüreğil köylerinin arazilerinin bir kısmının Teke Sancağı içinde bulunduğu mahkemeler sonucunda 19.yüzyılı sonlarına doğru Burdur tapusuna geçirildikleri malumdur.

Sözü gelmişken Oğuz Yüreğir boyundan çıkma Yüreğir köyü Tanzimat devrinden beri tütünleri ile meşhur ünlü bir köydür.1312(1894) Hicri Konya Vilayet Salnamesinde Yüreğil Köyü’nün Ağlasun Nahiyesine bağlı olduğu ve 76 hane, 429 nüfus sahip olduğu yer almıştır. Bucak Yüreğil’i ile Tefenni Yüreğili ve hatta o devirde Burdur’a bağlı Acıpayam Yüreğil’i sıklıkla birbirlerine karıştırıldıklarından Tefenni Yüreğili’nin adı sonradan bu kargaşaya son vermek amacıyla “Yeşilköy” olarak değiştirilmiştir. Aynı karıştırma olayı Tefenni Yuva köyü ile Bucak Yuva köyleri arasında yapılmıştır. Güncel nüfusu 3150’dir